KANATLI BAĞIRSAK SAĞLIĞI İÇİN ANTİBİYOTİK AZALTIMINDA 7 faktör

Bir üretim sisteminden sadece antibiyotikleri çıkarmak, bulaşma veya enfeksiyondan kaynaklanan sağlık sorunlarına, ölüm oranı artışına ve ürün kalitesinde sıkıntılara yol açacaktır. Bu tür riskleri önlemek için kullanılabilecek birkaç alternatif uygulama vardır. Şekil 1 tavuk çiftlikleri üzerindeki bazı potansiyel kontaminasyon kaynaklarını göstermektedir. Biyogüvenliğin iyileştirilmesi, bu kaynakları önemli ölçüde azaltabilir hatta ortadan kaldırabilir.

Şekil 1. Kanatlı çiftliklerinde potansiyel kontaminasyon kaynakları

Antibiyotik içermeyen bir sistemi başlatmadan önce dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da, üretim döngüsünün başlangıcında kullanılan 1 günlük civcivlerin kalitesidir. Çiftliğe ulaşan civcivin kalitesinin tehlikeye girmesi durumunda, civcivlerin hayatta kalmasını sağlamak için antibiyotikler gerekli olacaktır.

Bağırsak sağlığını korumak ve üretkenliği sağlamak için halen pek çok antibiyotik tedavisi kullanılmaktadır. Bunlar büyütme için düşük seviyeli antibiyotik ilavesi veya hastalığı kontrol etmek için terapötik dozlarla kullanımdır. Her iki durumda da, sağlıklı bir bağırsağın korunması istenen sonuçtur. Sağlığa zarar veren çoğu tehdit, vücut dışından kaynaklanır. Bunlar Şekil 2'de gösterilmiştir.

Şekil 2. Kanatlı hayvan sağlığına yönelik tehditler

BİYOGÜVENLİK

Biyogüvenlikteki gelişmeler, damızlık çiftlikleri ve kuluçkahanelerdeki civcivlerin bağırsaklarında bulunan bakteri sayısının çok düşük olmasına neden olur. Bunun yanında çiftliklerde giderek artan hijyen standartları, civcivlerin komensal bakterilere maruz kalmasını önler. Bu nedenle, bu civcivlerde sağlıklı bağırsak mikroflorası gelişimi daha zordur ve daha uzun sürer, bu da üretim verimliliğini tehlikeye sokar. Ancak kuluçka döneminde ve yaşamın ilk günlerinde uygulanan probiyotik takviyeleri (PoultryStar®), bağışıklık gelişimindeki bu eksikliğin üstesinden gelebilir.

SU HİJYENİ

Bir tavuk yediği yem miktarının yaklaşık iki ila üç kat su tüketecek, bu da sıklıkla unutulan besinlerin önemini artıracaktır. Gelişmekte olan ülkelerde, bazı üretim çiftliklerinin su teminleri genelde kuyulara dayanmaktadır. Kontamine su, patojenik bakterilerin kümese girmesi için önemli bir taşıyıcı olabilir. Suda işlenmemiş kaynaklardan gelen bazı koliform kontaminasyon riskleri belirlenmiştir. Bu tür riskleri en aza indirmek için bazı yönetim tekniklerinin kullanılması gerekir. Su hatlarının kapsamlı bir şekilde temizlenmesi ve düşük pH'ı korumak için Biotronic® gibi sıvı asitleştiricilerin eklenmesi iki önemli tekniktir.

YEM HİJYENİ             

Bazı yem katkı maddeleri, özellikle salmonella durumunda, diğerlerinden daha fazla bulaşma riski taşımaktadır. Bununla birlikte, yanlış kullanım ve depolama uygulamaları herhangi bir bileşende kontaminasyona neden olabilir. Kondisyonlama veya peletleme yoluyla ısıl işlem, besleme hijyeni üzerinde olumlu etki yaratmak amacıyla kullanılabilir, ancak bu işlemlerin sonuçları kalıcı değildir, eksik kullanım ve depolama devam ederse, yem yeniden kontamine olabilir. Bir asit karışım ürününün (ör., Biotronic® Top3 veya Top liquid) yemlere uygulanması, yeterli ürünün kullanılması koşuluyla, makul bir dereceye kadar kontaminasyon riskinin üstesinden gelir. Risk yüksekse minimum ürün miktarının uygulanması durumunda kontaminasyon önlenemez.

YEM FORMULASYONU

Anti-beslenme ajanları doğal olarak hem hammaddelerde (örneğin buğdayda nişastasız polisakaritler) veya eksik ısı işlemlerinde (soya fasulyesi unu içinde tripsin inhibitörleri) doğal olarak mevcut olabilirler. Bu tür anti-besleme ajanları, hammaddelerin kalite kontrolü ve bunları nötralize etmek için spesifik enzimler kullanılarak uzak tutulabilir.

SİNDİRİLEBİLİRLİK

Yemdeki sindirilebilirliğinin azalması, patojenik bakteriler tarafından kullanılan ve arka bağırsaktan geçen sindirilmemiş besinlere neden olur. Bu da clostridium perfringens ve hatta nekrotik enterit gibi problemlere yol açar. Yemin sindirilebilirliğinin arttırılmasına yardımcı olmak için, fitojenik ürünler (örn. Digestrom®) eklenebilir. BIOMIN tarafından yapılan yakın tarihli bir araştırma, fitojenik ürünlerin yeme dahil edilmesinin ana nedenlerinin yem verimliliğini arttırma ve daha iyi mikrobiyal modülasyon olduğunu ortaya koymuştur. Bu iki faktör sanki ince bağırsağın endojen enzim salgıları artmış gibi sinerjik olarak çalışır. Daha fazla sindirim, bakteri popülasyonun doğal modülasyonu yolu ile arka bağırsaktaki bakteriler için daha az besin maddesi anlamına gelir.

MİKOTOKSİNLER

Mikotoksinler, çeşitli çevresel ve yönetsel faktörlere bağlı olarak tüm hammaddelerde farklı düzeylerde bulunurlar. En sık rastlanan mikotoksin fumonisindir, bunlardan trikotesenler ve zearalenon en yaygın olanlarıdır. BIOMIN Mikotoksin Anketi, dünya çapında gerçekleştirilen binlerce testte, gıda maddelerini ve ham maddeleri kirleten en yaygın mikotoksinleri deoksinivalenol (DON) ve fumonisin B1 (FUM) olarak tanımlamıştır. DON ve FUM'un çeşitli mekanizmalar yoluyla bağırsak bütünlüğü üzerinde zararlı etkileri olduğu bilinmektedir.

KOKSİDİOSİS

Bazı ülkelerde, üreticinin "antibiyotiksiz üretim" statüsüne ulaşmak istemesi durumunda, iyonofor koksidiyostatlara izin verilmez. Bu gibi durumlarda anti-koksidiyal aşılama yapılır. Araştırmalar, aşıların kullanıldığı yerlerde, sinbiyotik ürünlerin (PoultryStar®) aşıların anti-koksidiyal etkilerini artırdığını göstermiştir.

Özetle

Görüldüğü gibi, bağırsak sağlığı konusunda kanatlı üreticisi tarafından dikkate alınması, takip edilmesi ve yönetilmesi gereken pek çok konu vardır. Ancak, zorlukların üstesinden gelmek için kullanılabilecek yem katkı maddeleri bulunmaktadır. BIOMIN tarafından sunulan yem katkı maddeleri, birbirlerini tamamlar ve antibiyotiksiz üretimi kolaylaştırmak için birlikte çalışırlar.