Asidifikasyon ile tavukların içme suyu kalitesi nasıl yükseltilebilir?

[Translate to Türkçe:] The correct acidification of drinking water with an enhanced acidifier will benefit performance and enhance gut health.

Su, çoğu zaman “unutulmuş besin maddesi” olarak adlandırılır. Çoğu zaman kanatlıların suya kolay erişimi varsayılarak suyun kalitesini artırmak için atılması gereken adımlar göz ardı edilir. 

Suyla aşılama Aynı zamanda su, birçok kanatlı işletmesinde aşılama sisteminin temelidir. Bu yöntem, kanatlıların stres faktörünü en aza indirir, kullanım maliyeti düşüktür; bu nedenle ülkemizde de birçok işletme bu yolu tercih etmektedir. Bu yöntemle uygulanan aşılamanın en uygun dönemi, kanatlıların gece boyu kaybettikleri suyu telafi etmek istedikleri sabah saatleridir. Sabah saatleri ayrıca doğal ortamdaki kanatlıların beslenme saatidir ve gıda tüketimlerinin ardından su içmeleri beklenir.

Suyun kalitesi Su; kümese bakteri, virüs, protozoa gibi patojenleri taşınmak için iyi bir araçtır. Enfeksiyöz coryza ve Haemophilus paragallinarum gibi hastalıklar sulama sistemleri aracılığıyla yayılabilir. Bu nedenden dolayı su hijyeni, biyogüvenlik programının önemli bir bölümünü oluşturmalıdır. Bunun en önemli parçası olarak, günlük su kalite kontrolü -hem çözünmüş tuzların hem de daha önemlisi bakteriyel kirlenmenin ölçülmesi- programa dahil edilmelidir. Kanatlılar için uygun olan su, 100 CFU/ml’den daha az koliform ve 100.000 CFU/ml’den daha az toplam patojen içermelidir (Tablo 1). İçme suyu Salmonella ile kontamine olmamalıdır. Suyun bu standartlara ulaşmadığı durumlarda, kalitenin daha fazla düşmesini engellemek amacıyla acilen müdahalede bulunulmalıdır. 

Kaliteli su elde etmek için 5 tavsiye

TAVSİYE 1 - Suyun dezenfeksiyonu

Suyun kalite yönetiminde bir çeşit dezenfektanın kullanılması tavsiye edilir. En sık kullanılan dezenfektanlar arasında klorin bulunur. Klorin, ya su deposuna ya da otomatik bir dozajlama sistemi ile direk şebeke suyuna katılabilir. Şebeke suyu genel olarak 3 ppm seviyesinde klor ile dezenfekte edilir. Fakat bu su, eski, uzun zamandır dezenfekte edilmemiş su boruları ile kümese gelinceye kadar kalitesini kaybedebilir. Bu durumdan dolayı, meydana gelebilecek herhangi bir kayba karşı, önlem olarak klor seviyesinin yükseltilmesi tavsiye edilir.

TAVSİYE 2 - Su kalitesinin düzenli olarak kontrolü

Kalitenin uygun seviyede olduğundan emin olmak için, su ve dozajlama sistemleri düzenli olarak kontrol edilmelidir. Bunu yapmak için, su kaynağından en uzak noktada olan son suluktan örnek alınmalıdır. Dünya genelinde su temizliği derecesi; gelişmiş ülkelerde karmaşık sistemlerin kullanılmasından, gelişmekte olan bazı ülkelerde hiçbir sanitasyon önleminin alınmamasına kadar önemli ölçüde değişmektedir.

TAVSİYE 3 - Biyofilm kontrolü

Dünyanın birçok bölgesinde, suda çözünmüş katı maddelerin seviyesi oldukça yüksektir ve bu da pH’yi kabul edilebilir seviyelerin üstüne yükseltir. Bu tuzlar -özellikle kalsiyum ve magnezyum tuzları- su borularına yerleşerek suyun akış seviyesini düşürebilir. Buna ek olarak, su borularının içinde bakteri, yosun, mantar ve hatta protozoa içeren bir biyofilmin oluşmasını tetikler. Bu canlı koloni, bazı bakteriler tarafından salgılanan flamentli proteinlerin birikmesiyle korunur; bu durum ise borulardaki su akışını zamanla daha da azaltabilir. Biyofilmlerde bulunan patojen çeşidi yelpazesi oldukça geniştir. (Tablo 2).

 

Tablo1. Kabul edilebilir su kalitesi parametreleri
Tablo1. Kabul edilebilir su kalitesi parametreleri
Tablo 2. Biyofilmlerden izole edilen patojenlerin bazıları
Tablo 2. Biyofilmlerden izole edilen patojenlerin bazıları

TAVSİYE 4 - Sürüler değişince sulama sisteminin temizlenmesi

Sürü değiştirirken biyofilm ve kireç önleyici maddeler ile sulama sisteminin temizlenmesi şiddetle önerilir. Bu çoğunlukla iki yöntemli bir yaklaşım gerektirir: biyofilmin uzaklaştırılması için hidrojen peroksit kullanımı ve suyu sert olan bölgelerde kireci önlemek amacıyla asidik ürünlerin kullanımı. Biyofilm birikimi ayrıca su hatlarının düzenli olarak temiz suyla yıkanmasıyla da önlenebilir. Bu işlem 1.5-3.0 bar (20-40 PSI) basınç altında ve haftada en az bir kere yapılmalıdır. Havalar sıcakken daha sık yapılması tavsiye edilir. Bu, biyofilm parçalarının su borularının kenarından koparak valflerde tıkanmaya neden olma veya istenmeyen patojenleri su kaynağına salma riskini azaltacaktır. İşlem ardından geri kalan kalıntılar da ayrıca temizlenmelidir. Suyun sertliği, pH’nin yükselmesine neden olur. Günümüzde suyun tavsiye edilen su/baz seviyesini gösteren birçok veri ve çalışma mevuttur. Bunlara göre en uygun su pH seviyesi 4 ve 5 arasında olmalıdır. Bu seviye, patojen-statik bir ortam yaratmak ve böylece su hatlarındaki gelişimlerini sınırlamak için elverişlidir.

TAVSİYE 5 - Optimum pH seviyesinin hedeflenmesi

Civcivler yumurtadan çıkarken, bağırsakları tam gelişmemiş ve ilk 7 ila 14 günde proventrikulus ve taşlıktaki asitlerin üretimi azalmıştır. Deneysel çalışmalar, proventrikülüsün pH seviyesinin, birinci gün 5.2 seviyelerinde seyrettiğini, 15. günde ise 3.5’e kadar çıktığını ve yumurtadan çıkma ile 10. gün arasında doğrusal bir düşüş olduğunu göstermiştir. Benzer şekilde, taşlıktaki pH, 1. ve 10. gün arasında 3.5’ten 3.3’e düşer, daha sonra 15. günde 3.3’te dengelenir (Rynsburger, 2009). İçme suyunun istenilen 4.5 pH seviyesine ulaşması için suyun asitleştirilmesine özen gösterilmeli ve en önemlisi doğru miktarda asit uygulandığından emin olunmalıdır. Bunun ihmal edilmesi, su alımını engelleyebilecek ve ekipmana zarar verebilecek aşırı asitleşmeyle sonuçlanabilir veya daha sonra su hattında bulunan bakterilere bir enerji kaynağı sağlayabilecek düşük asitleşmeye neden olabilir.

Şekil 1. Su klorlanırken pH değerinin hipokloröz asit oranı üzerine etkisi
Şekil 1. Su  klorlanırken pH değerinin hipokloröz asit oranı üzerine etkisi
Şekil 2. pH'ın patojenik bakteri gelişimi üzerindeki etkisi
Şekil 2. pH'ın patojenik bakteri gelişimi üzerindeki etkisi

Su asidifikasyonunun 4 yararı

Birçok şirket, suyun sterilizasyonu amacıyla şebeke suyuna ya da çiftliklerdeki su depolarına klorlama yapmaktadır. Fakat klorlamanın etkinliği, hipoklorür iyonundan daha güçlü antimikrobiyal aktiviteye sahip olan hipokloröz asidin oluşumuna bağlıdır. Üretilen hipokloröz asidin seviyesi, gelen suyun pH’ına bağlı olacaktır (Şekil 1).

FAYDA 1 - Asidifikasyon bakterilerin üremesini önler

Patojenik bakterilerin çoğu Gram negatiftir ve bakteriyostatik etkiye sahip asitli ortamlara duyarlıdır. Bir tavuk yediği miktarın iki katı kadar su tüketiyorsa, içme suyundaki asitlerin ona faydalı bir etki yaratmış olabileceğine işaret edebilir ve bu da patojenlerin gelişimi azaltır. pH 5’in altında birçok patojen stabil kalır ve çoğalmaz. Bununla birlikte, patojenik bakteriler, pH 5’in üstüne çıktığında çoğalmaya başlayacaktır. Gram negatif bakteriler asitlere karşı duyarlı olsalar da hücre duvarlarının dışındaki lipopolisakkarit membranlardan dolayı suda çözünür maddelere karşı korumaya sahiplerdir. Bu durum, antimikrobiyal ajanların hücre duvarına geçişini sınırlar, böylece onlara bir nevi koruma sağlar. 

Fakat, asitleştiriciye, örneğin Biotronic® Top Liquid gibi geçirgenleştirici bir ajan ekleyerek, içme suyundaki ve üst bağırsak kanalındaki antimikrobiyal aktivite doğrudan artırılabilir. Bu etki, dış lipopolisakkarit tabakasının geçirgenleştirici kompleks tarafından bozulmasından ve hücreye asitlerin daha fazla alınmasını sağlayarak antimikrobiyal etkiyi arttırmasından kaynaklanmaktadır. 

FAYDA 2 - Asitlendirme, yem içi probiyotikleri etkilemez (doğrudan beslenen bakteriler)

Kanatlı hayvan üretiminde hızlı bir şekilde popülerlik kazanmakta olan probiyotiklerin çoğu Gram pozitiftir. Bunlar ya laktik asit üreten laktobasiller ya da asidik ortamlara daha az duyarlı olan sporlu basillerdir. Sonuç olarak, içme suyunun asitlendirilmesinin, yemdeki probiyotik ürünlerin üzerinde etkisi yoktur. Probiyotikler, içme suyunda bir dozajlama makinesi aracılığıyla veriliyorsa ve sadece bir dozajlama makinesi mevcutsa, probiyotiklerin uygulandığı süre boyunca suyun asitlendirilmesi durdurulmalı ve tüketildikten sonra tekrar başlatılmalıdır. Su kaynağı ile aşılama yapılırken de benzer bir yaklaşım izlenmelidir. Aşı doğrudan başlıklardan uygulanırsa, bunun probiyotikler üzerinde zararlı bir etkisi olmaz, ancak aşı yapılırken su asitleştirilmemelidir.

FAYDA 3 - Asitleştirme kireç ve biyofilmde uzak durmaya yardımcı olur

İçme suyunun asitleştirilmesi sulama hatlarındaki kireç birikimini azaltabilir, bu da daha düşük bakteri kontaminasyon seviyesine bağlı olarak biyofilm seviyelerini de azaltır. Bu durum sürü değişikliği durumunda sulama sisteminin temizlenmesine gerek duyulmayacağı anlamına gelmez, sadece boru hatlarının içindeki biyofilmin parçalanmasıyla meydana gelebilen tıkanmaların önlenmesine yardımcı olabilir.

FAYDA 4 - Asidifikasyon erken protein sindirimine yardımcı olabilir

Asit ayrıca protein sindirimi için gerekli olan pepsinojenin pepsine dönüşümünde ana etkendir. 1 günlük piliçlerde lizin sindirilebilirliği %78’dir, ancak bu oran 14 günlük hayvanlarda %89’un üzerine çıkar (Batal and Parsons, 2002). 

Bu nedenle, suyun asitlendirilmesi, kursaktan proventrikulusa geçen yemin tampon etkisini hafifçe azaltarak erken protein sindirimine yarar sağlayabilir. Civciv başlangıç yemleri, kalsiyum ve protein içermeleri nedeniyle, hayvanların alacağı en fazla tampon etkisine sahip olan yemlerdendir. Bu, üretimin erken aşamalarında içme suyunun asitleştirilmesinde artan başarıları açıklayabilir.

Biotronic® Top sıvısı

İçme suyunun, BIOMIN’in Biotronic® Top sıvısı gibi geliştirilmiş bir asitleştirici ile doğru asitlendirilmesi, mikrobiyal modülasyon yoluyla bağırsak sağlığını artıracak ve bağırsaktaki patojen sorununu azaltacak, böylece performansın artırılmasına da yardımcı olacaktır. Biotronic® Top sıvısının eklenmesi ile bakterilerin üremesi engellenebilir ve kireç birikimi ile biyofilm oluşumu önlenebilir. Ayrıca yem içi probiyotiklere müdahale etmeden erken protein sindirimi artırılır.

Sonuç

Su, optimum sürü performansının önemli bir parçasıdır. Fakat patojenleri kümes hayvanlarına taşıyabildiğinden, suyun kalitesi ve yönetimi son derece önemlidir. Sanitizasyon ve düzenli testler borularda biyofilm kontrolünün ve sürü değişiminde hatların iyice temizlenmesini, suyun kalitesinin mümkün olduğunca yüksek olmasının sağlamaya yardımcı olabilir. Geliştirilmiş bir asitleyici ürünün eklenmesiyle, sudaki bakteri seviyesinin azaltılmasının yanı sıra ek performans avantajları sağlayacaktır.

Reference

Batal, A.B. and Parsons, C.M. 2002. Effects of age on nutrient digestibility in chicks fed different diets. Poultry Science, v.81. 400-407.

ISA Management Guide. 2014. Management Guide: Alternative production systems. ISA: A Hendrix Genetics Company. [On-line]. Available at: cpif.org/wp-content/uploads/2014/04/ISA-Alternative-Productions-Management-Guide-copy.pdf. [Accessed 16.09.18].

Rynsburger, J.M. 2009. Physiological and nutritional factors affecting protein digestion in broiler chickens. Master Thesis. University of Saskatchewan. [On-line]. Available at ecommons.usask.ca/bitstream/handle/10388/etd-09182009-184057/JMRMScThesis.pdf [Accessed 22 May 2018].