Mikotoksinlerin kanatlı bağırsağı üzerine etkileri

Mantarlardan üretilen ikincil toksik metabolitler olan mikotoksinler, kümes hayvanlarının beslenmesinde her zaman mevcutturlar. Analiz sonuçları, mikotoksin kontaminasyonunun önemli tarım ülkelerinin önerdiği seviyelerin altında olduğunu gösterse bile bu durum problem oluşturabilir. Öyleyse mikotoksinlerin yemde düşük seviyelerde bulunması ne anlama gelmektedir? Yemde bulunan herhangi bir mikotoksin, doğrudan kanatlıların mikotoksinlerden en fazla etkilenen organı olan gastrointestinal kanala (GIT) gider. Gastrointestinal kanal aynı zamanda yemin enerjiye dönüştürülmesi için de en önemli organdır ve düzgün çalışması kanatlı performansını doğrudan etkiler. DON (deoksinivalenol), ZEN (zearalenone) ve FUM (fumonisinler) gibi başlıca mikotoksinlerin, klinik semptomları genellikle belirgin olmadığı için, kanatlı sağlığı ve performansı üzerindeki etkileri çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Bununla birlikte, Fusarium mikotoksinlerinin bazı önemli kanatlı hastalıkları ile yakından ilişkili olduğunu kanıtlayan bir dizi bilimsel ve ticari deneme yapılmıştır.

Güney Asya'da mikotoksin kontaminasyon durumu

BIOMIN’in Mikotoksin Anket Programı, 2014 senesinden bu yana her sene düzenli olarak yürütülmektedir. Biriktirilmiş 75,000 üzeri örnek ile bu program, bütün mikotoksin araştırmaları için dünyadaki en büyük veri havuzunu oluşturmaktadır. 2017'de ise, analiz edilen örnek sayısı rekor kırdı. Sonuç olarak tıpkı 2016 gibi, 2017 yılının da Asya için yüksek mikotoksin riski taşıyan bir sene olarak geçtiğini belirtebiliriz. Şekil 1’de gösterilmiş olan infografi, 2017 yılında mikotoksinlerin Asya’daki yayılım şeklini göstermektedir. Aflatoksin (Afla) kontaminasyon riskini de dikkate alarak sonuçlara baktığımızda, en yüksek tehdit altında Güney Asya ya da Hindistan’daki bölgelerin olduğunu söyleyebiliriz. FUM ve Oraktotoksin A (OTA) prevalansı ise Asya’daki bölgeler arasında Güney Asya’da en yüksek düzeydedir (Şekil 2). Fakat Afla, yüksek kontaminasyon riski nedeniyle her zaman daha büyük bir öneme sahiptir.

DON ve FUM'un kanatlı bağırsağı üzerindeki etkileri 

En fazla soruna sebep olan mikotoksin çeşitleri arasında FUM ve DON yer almaktadır. Maalesef Hindistan’da Fusarium mikotoksininin farkındalığı düşük seviyededir. DON bilinen bir protein sentez inhibitörüdür ve epitelyal hücreler, hepatik hücreler, bağışıklık hücreleri ve bağırsak epitel hücreleri gibi yüksek dönüşümlü hücrelerin metabolizmasına müdahale eder. Yemdeki DON kontaminasyonunun en sık görülen alt-klinik semptomlarından bazıları, sulu dışkılar, aşı etkinliğinde ve ve yem alımındaki azalmadır. Diğer taraftan, FUM blokları, kasları ve zarları korumada önemli bir rol oynayan kompleks sfingolipidlerin sentezini bloke eder. Bazı kanatlı besleme denemeleri, DON ve FUM gibi Fusarium mikotoksinlerinin bağırsakta pro-inflamatuar sitokinlerin yukarı regülasyonuna yol açtığını açıkça göstermektedir. Bağışıklık sisteminin yüzde yetmişi bağırsakta bulunur ve mikotoksinler yemde düşük konsantrasyonlarda bile olsa hızlı bir mukozal inflamatuar yanıtı destekler. Bağırsak epitelyumunda “Tight junction” proteinleri de bu tür sitokinler tarafından düzenlenir. Gevşemiş “Tight junction”, “sızan bağırsak sendromuna” neden olabilir ve bu da kan dolaşımına giren ve hedef organlara hareket eden patojenlere ve toksinlere neden olur. Sonuç olarak, bağırsak geçirgenliği, bağırsak bozuklukları ve hastalık salgını sıklığı artar (Şekil 4).

Düşük mikotoksin kontaminasyon seviyelerinde bozulmuş bağışıklık

DON ve FUM'un birlikte ortaya çıkmasının bağışıklık fonksiyonunu modüle ettiği bilinmektedir. Kümes hayvanlarının aşı programlarına karşı antikor titrelerinin sayısındaki azalma buna iyi bir örnektir. Birkaç araştırma sonucu DON ve FUM'un Newcastle Hastalığı (ND) ve Enfeksiyöz Bronşit Virüsüne (IBV) karşı antikor yanıtını azalttığını göstermiştir. Avusturya'da yapılan bir deneyde, DON ile kontamine bir besleme, kontrole kıyasla IBV aşısına karşı serum antikor titrelerini düşürmüştür (Şekil 4). Bununla birlikte, DON-kontamine besleme grubu, DON-biyo-degrade bakterileri, Biomin® BBSH 797 içeren bir mikotoksin deaktivatörü olan Mycofix® Select (MSE) ile beslendiğinde IBV antikor titreleri gelişmiştir.

Kanatlılarda mikotoksin risk yönetimi

Mikotoksinlere karşı mücadele söz konusu olduğunda, kümes hayvanları endüstrisinde öncelikle akla “toksin bağlayıcıları” gelir. Bununla birlikte, kil minerali bağlayıcıları tüm mikotoksinlere karşı etkili değildir. Özellikle Fusarium mikotoksinlerinin yapıları bağlayıcılarla adsorbe edilmeye uygun olmadığından bu tür bağlayıcılar bu mikotoksinlere karşı etkili olamazlar. Bunlar için mikrop ve enzimler kullanarak biyotransformasyon en etkili stratejidir. Bu strateji, mikotoksinleri toksik olmayan metabolitlere dönüştürerek kanatlılara güvenilir bir koruma sağlar. Biyotransformasyon hızlı, spesifik ve geri döndürülemezdir.

Buna ek olarak, biyokoruma stratejisi de son derece önemlidir. Mycofix® Select, içerdiği bitki ve yosun ekstreleri ile mikotoksinlerin neden olduğu bağışıklık baskılamasının üstesinden gelmek için hepato-koruyucu bir etki sağlar. Farklı stratejilerden oluşan bir kombinasyon, kanatlı yemlerindeki zayıf absorbe olmuş Fusarium mikotoksinleriyle multi-mikotoksin kontaminasyonu durumunda, mikotoksinlerin olumsuz etkilerine karşı daha güçlü savaşır.

This article originally appeared in Benison Media.